Basın Bültenleri

SİNSİ TEHLİKE; HEPATİT
Abdi İbrahim, Hepatit ile ilgili farkındalık yaratmak amacıyla 28 Temmuz Dünya Hepatit Günü’nde, hastalığa ve tedavi yöntemlerine dikkat çekiyor.
Abdi İbrahim, 28 Temmuz Dünya Hepatit Günü dolayısıyla, halk arasında Sarılık olarak bilinen Hepatit hastalığı ve hastalıkla ilgili bilinmesi gerekenler konusunda uyarılarda bulundu. Tüm dünyada yaklaşık 2 milyar insanın bu hastalığa yol açan virüslerden biri olan Hepatit B virüsü ile enfekte olduğu, bunun 400 milyonunun da virüsü vücudundan atamayarak bu virüsün getirdiği problemlerle yaşamak durumunda olduğu biliniyor. Bu da virüs ile mücadelenin önemini gözler önüne seriyor. 28 Temmuz, ömrünü bu hastalık ile mücadeleye adamış ve aşısını geliştirmiş olan Prof. Dr. Baruch Samuel Blumberg’in doğum günü olması sebebiyle 2011 yılından bu yana “Dünya Hepatit Günü” olarak kabul edilmektedir. Blumberg, 1976 yılında bu çalışmalarından dolayı Nobel ödülüne layık görülmüştür.
Hepatit nedir?
Hepatit denilince akla ilk olarak “karaciğerin iltihaplanması” kavramı gelmektedir. Fakat, Hepatit aslında bir virüs grubunun oluşturduğu, karaciğerde yerleşen çok kompleks ve yıpratıcı olabilen bir hastalık sürecidir. Hepatit virüsü olarak bilinen bu virüsün oluşturduğu hastalıklar da düşünüldüğünde, bu süreç 5 ayrı virüs (A,B,C,D,E) ve 5 hastalık olarak tanımlanabilir. Bu virüsler içinde yaygın bilinen, üzerinde daha çok çalışılan ve dünyada önemli sağlık sorunu olarak görülenler A, B ve C tipleridir. Hepatit A ve Hepatit B’nin aşıları geliştirilmiş ve Türkiye’de de rutin aşı programına konmuştur. Fakat Hepatit C’ye ait şu an geliştirilmiş bir aşı mevcut değildir.
Hepatit A hastalığı aslında en yaygın görülme potansiyeli olan tiptir. Kötü hijyen koşulları, virüsle bulaşık su ve yiyecekler hastalığın yayılması için yeterlidir. Hastalık düşük oranda kötü sonuçlara doğru gidebilse de büyük oranda vücut, bağışıklık sistemi sayesinde birkaç haftada virüsten temizlenir ve bir kronikleşme olmaz.
Hepatit B ve C ise kronikleşme riski taşımakta ve bu kronikleşme sürecinde hastada, dışarıdan herhangi bir bulgu göstermediği ve kötü komplikasyonlara adım adım yaklaşılabildiği için, “sinsi” lakabını hak eden bir durum ortaya koymaktadır. Kronik Hepatit C halen batılı ülkelerde daha büyük bir problem teşkil etmektedir.  Virüsün geçiş yolunu ağırlıklı olarak kan oluşturduğundan dolayı, homoseksüel ilişki ve damar yoluyla kullanılan uyuşturucu ve benzeri maddelerde enjektörün ortak kullanımı gibi nedenler hastalığın geçişinde etkin olmaktadır. Bu nedenle de Avrupa’da ve Amerika’da kronik karaciğer hastalığı nedenleri arasında üst sıralarda Hepatit C yer almaktadır.
Türkiye’de ise Kronik Hepatit B bu açıdan daha büyük problem teşkil etmektedir. Ülkemizde aşı programı halen başarıyla uygulanmakla beraber, virüsün geçiş yolunun kan ile olması, anneden bebeğine anne karnında ya da emzirme döneminde geçebilmesi, korunmasız cinsel ilişki, kalabalık ev içerisinde aile yaşantısı içinde ortak diş fırçası ve traş bıçağı kullanımı gibi  örnekler prevalansının %4-5 olması gibi bir sonuca yol açmıştır. Görülme sıklığı doğu illerinde daha yüksek iken batıda azalmaktadır.
Hepatit B ve kronikleşme
Hepatit B, tedavi edilmediği ve kontrol altında tutulmadığı takdirde kronikleşmekte, bunun sonucu olarak da siroz ve ciddi karaciğer yetmezliğine kadar giden tablolara sebep olmaktadır. Karaciğer kanserinin de en önemli sebeplerinden gösterilen Kronik Hepatit B’nin önemi bu nedenle Türkiye açısından daha kritiktir. Geçmiş yıllarda tedavi alternatiflerinin kısıtlı olduğu bu hastalıkta virüsün çoğalmasına yönelik ağızdan tedavilerin gelişmiş olması aslında büyük bir şanstır. Ancak halen kontrol edilebilir bir hastalık olan bu virüsü taşıyan ve bunun farkında olmayan pek çok kişi toplum içinde bulunmaktadır. Viral marker denilen virüsün izlerini ve buna karşı vücudun ürettiği ya da üretemediği antikorları gösteren tetkiklerin yapılması bu nedenle çok büyük önem taşımaktadır.  Bu markerların 6 aydan uzun süre hepatit B lehine kalması hastalığın kronikleştiğinin göstergesidir. Özellikle hastane personeli, şüpheli cinsel birliktelik öyküsü olanlar, ailede hepatit hikayesi bulunanlar, hemodiyaliz hastaları gibi riskli popülasyonların ise öncelikli olarak taranması kendi sağlıkları kadar toplum sağlığı açısından da önemlidir. Hastaların pek çoğunun bulgularının hiç ya da basit bir enfeksiyonda karşılaşabilecek ağrı, bulantı, ateş gibi şikayetleri olması taramanın önemini bir kez daha gözler önüne sermektedir.
Hepatit ve taşıyıcılık
Hastalık bulgusu göstermeyen ama virüsü bulunduran kişilere “taşıyıcı” adı verilir. Taşıyıcı kişilerde günümüzde karşılaşılabilecek önemli bir risk; kişide anti-kanser veya modern biyolojik ilaçların kullanılması durumunda kişinin bağışıklık sisteminin bastırılması neticesinde virüsün tekrar hızlı bir çoğalma periyoduna girmesi ve kişide hızlı karaciğer harabiyeti oluşturmasıdır. Çoğalmayı engelleyici ilaçlarla önlemin alınabilmesi için tarama yapılmalı, mevcut taşıyıcılar tespit edilmelidir. Hepatitle olan bu mücadeleler sayesinde siroz, karaciğer kanseri ve karaciğer yetmezliği gibi uç komplikasyonlarının önüne geçmek mümkün olabilecektir.
 
SİTE HARİTASI
BİLGİ TOPLUMU HİZMETLERİ
© 2011-2017 Abdi İbrahim İlaç Sanayi ve Tic A.Ş.
Bu sitede yer alan bilgiler, hekim ve eczacıya danışmanın yerine geçmez. Abdi İbrahim ilaçları ile ilgili her türlü bilgi talebinde bize ulaşabilirsiniz;
Tel: 0212 366 8400
E-Posta: info@abdiibrahim.com.tr