HEMOTOLOJİ

POSAGİL HASTALIK İnvaziv Fungal İnfeksiyon (İFİ) nedir?

Sistemik, yaygın, derin yerleşimli, iç organları da tutan, hayatı tehdit eden şiddetli fungal infeksiyonlardır. İnvazif fungal infeksiyonlar, immün yetmezliği olan (örn. kök hücre nakli olan ve immün sistemi baskılayan ilaç kullanan ya da hematolojik malignite olup indüksiyon kemoterapisi alan) hastalarda morbidite ve mortalitenin en önemli nedenidir.

İnvaziv Fungal İnfeksiyon görülme sıklığı nedir?

İFİ’lerin görülme sıklığı ve önemi gün geçtikçe artmaktadır; immünosupresif tedavi, geniş spektrumlu antibiyotik kullanımı ve risk altındaki kişilerdeki artışa bağlı olarak bütün dünyada yükseliş göstermektedir.

Dünyada kan dolaşımı infeksiyonlarında 4. sıradadır, Avrupa yoğun bakım ünite (YBÜ)’lerinde nozokomiyal (hastane) infeksiyonlarının %10’undan sorumludur.

İnvaziv Fungal İnfeksiyon risk faktörleri nelerdir?

En önemli üç risk grubu; indüksiyon tedavisi alan Akut Miyeloblastik Lösemi (AML) ve Miyelodisplastik Sendrom (MDS) hastaları, erken fazda (nötropenik) allojenik kök hücre nakli olan hastalar ve Graft versus Host Hastalığı (GvHH) gelişen allojenik kök hücre nakli hastalarıdır.

İnvaziv Fungal İnfeksiyon tanısı nasıl konur?

Risk grubundaki hastalarda açıklanamayan ateş, solunum sistemi şikayetleri olması durumunda, radyolojik görüntüleme, galaktomannan tetkiki, kan kültürü, histopatolojik tetkikler gibi yöntemlerle tanısı konulabilmektedir.

İnvaziv Fungal İnfeksiyon tedavisi nasıl yapılır?

İnvaziv Fungal İnfeksiyon tedavisinde Profilaktik tedavi (önleyici tedavi) önemli yer tutmaktadır, infeksiyon belirti ve bulgusu olmayan, fakat invazif fungal infeksiyon riski bulunan hastalara önleyici antifungal ajan uygulanmasıdır. Antifungal ajanların profilaktik kullanımı (invazif maya/küf infeksiyonlarının primer önlenmesi) nötropenik kanserli hastaların ve kök hücre nakli alıcılarının tedavisinde standart bir yaklaşım olmuştur.

Ampirik tedavide ise mikrobiyolojik tanı konulmadan tedavi başlanırken, preemptif tedavide klinik veya laboratuvar bulgunun bulunduğu nötropenik hastada başlanan tedavi kastedilmektedir.

Refrakter İFİ tedavisinde ise antifungal tedaviye cevap alınamayan hasta grubu hedeflenmektedir. Tüm bu tedavi gruplarında antifungal denilen ve infeksiyon etkeni olan mantar hücresinin çoğalmasını önleyen ya da bu etkenleri ortadan kaldıran ilaçlar kullanılmaktadır.

FUARTE HASTALIK Aşırı demir yükü nedir?

Hem yaşamsal önemde hem de potansiyel olarak zararlı olduğundan demir düzeylerinin sıkı bir şekilde kontrol edilmesi gerekmektedir. İnsan vücudu; demir emilimi, taşınması, kullanılması ve depolanmasını kontrol eden bir sistemle donatılmıştır. Bu sistem uygun şekilde çalışmadığında, demir eksikliği ya da aşırı demir yükü meydana gelebilir. Aşırı demir yükünün en önemli nedenleri; tekrarlayan kan transfüzyonları (Talasemi, Orak hücreli anemi, aplastik anemi gibi) ve ineffektif (etkisiz) eritropoezdir.

Aşırı demir yüküne neden olan hastalıkların görülme sıklığı nedir?

En sık talasemi hastalarında aşırı demir birikimi görülmektedir. Talasemiler; büyük oranda güneydoğu ve Güney Asya’da, Akdeniz ülkelerinde, Orta Doğu’da ve Kuzey ve Orta Afrika'da gözlenen, genetik geçişli bir hastalık grubudur. Talasemi, tüm dünyada 10.000 canlı doğumda yaklaşık 4.4 oranında görülmektedir. Türk Hematoloji Derneği'nin verilerine göre ülkemizde yaklaşık 1.300.000 talasemi taşıyıcısı ve 4.500 kadar talasemi hastası vardır.

Aşırı demir yükünde tanı nasıl konulur?

Serumda ferritin düzeylerinin ölçümü, vücut demir depolarının tahmininde en yaygın kullanılan dolaylı yöntemdir. Ayrıca karaciğer biyopsisi ile demir konsantrasyonu için doğrudan bir ölçüm sağlayan bir yöntemdir. Doku demiri, manyetik rezonans görüntüleme (MRI) ve süper iletken kuantum interferans cihazı (SQUID) dahil olmak üzere çeşitli görüntüleme araçları yoluyla görüntülenebilir ve ölçülebilir.

Aşırı demir yükü tedavisi nasıl yapılır?

Vücuttaki fazla demiri uzaklaştırmak amacıyla demir şelasyon ajanları kullanılır. Bu ajanların düzenli ve uzun süreli kullanımı ile, talasemi ve aşırı demir yükü gelişen diğer hastaların yaşam kalitesi ve süresi artış göstermiştir.