Ocak 01, 2016

Abdi İbrahim’in sultan ıı. bayezid edirne darüşşifası projesi altın pusula’da jüri özel ödülü aldı

Abdi İbrahim, 500 yıllık geçmişiyle tıp tarihinde önemli bir yere sahip olan Sultan II. BayezidEdirne Darüşşifa’sı yenileme projesiyle iletişim alanında ödül almaya devam ediyor. Abdiİbrahim’in sosyal sorumluluk projesi, Türkiye’deki iletişim ve halkla ilişkiler sektörünün teködül programı olan Altın Pusula Türkiye Halkla İlişkiler Ödülleri’nde Jüri Özel Ödülüne layıkgörüldü.

Abdi İbrahim tarafından 1,5 yıl süren çalışmalarla çağdaş müzecilik anlayışıyla yenilenen vegeçtiğimiz yıl törenle hizmete açılan Sultan II. Bayezid Edirne Darüşşifası projesi, bu yıl “BirlikteDaha Güzel” temasıyla 15. kez düzenlenen Türkiye’deki iletişim ve halkla ilişkiler sektörünün teködül programı olan Altın Pusula Türkiye Halkla İlişkiler Ödülleri’nde Jüri Özel Ödülünün sahibioldu.

Konuyla ilgili açıklama yapan Abdi İbrahim Kurumsal İletişim Direktörü Elif Elkin, 1912 yılından buyana yenilikçi ürün ve hizmetleri, cesur ve öncü girişimleriyle, dokunduğu hayatları iyileştirmek içintutkuyla çalışan bir şirket olarak aldıkları bu ödülden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Elkin: “Hem tıp hem de ülkemiz tarihi açısından çok büyük değere sahip olan bu önemli projenin,kendi alanında büyük öneme sahip kurumlarca ödüllendirilmesi bizler için büyük bir gurur kaynağı.Dünyada iletişim sektörünün en prestijli ödüllerinden biri olarak kabul edilen Mercury MükemmellikÖdülleri’nin ardından Türkiye’de iletişim sektörünün tek ödül programı Altın Pusula Ödüllerikapsamında Jüri Özel Ödülüne layık görülmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Çağdaş müzecilikanlayışıyla yenilediğimiz Sultan II. Bayezid Edirne Darüşşifası’na ziyaretçi sayısı da her geçen günartıyor. Geçtiğimiz yıl Darüşşifa’yı 235 bin kişi ziyaret etti. Hedefimiz, yaptığımız iletişimçalışmalarıyla daha fazla sayıda insanın bu değeri görmesini sağlamak” dedi.

15. Altın Pusula Türkiye Halkla İlişkiler Ödülleri’ne 135’i kurum, 72’si Genç İletişimci Projesi olmaküzere 16 ana ve 10 alt kategoride 207 proje başvuruda bulunurken projelerden 33’ü ödüllendirildi.

Edirne Darüşşifası’nda neler sergileniyor?
Osmanlı döneminde hastane olarak insanlara şifa dağıtan Sultan II. Bayezid Edirne Darüşşifası’nıziyaret edenler, 15 ve 18. yüzyılda estetik ameliyatların yapıldığını, yeniçerilere fıtık ameliyatıyapan kadın cerrahların varlığını ve İngiltere Kraliyet Ailesi’nin de yaptırdığı Türk Usulü ÇiçekAşısı’nın Edirne’den Avrupa’ya yayılış öyküsünü, gülcülüğün ve gülsuyunun memleketininbilinenin aksine Edirne olduğunu, hastalıklara nasıl tedaviler uygulandığı ve ameliyat teknikleri gibibirçok değerli bilgiyi hem metinlerle hem de canlandırmalarla yerinde öğrenme şansını yakalıyor.

Darüşşifa’yı ziyaret edenler ayrıca tablet şeklindeki ilaçların yapımında kullanılan tenzu (ilaç)kalıbı, Dârüşşifada musiki icrası, dönemin tedavi yöntemlerini gösteren balmumu heykelleri,Osmanlı Tıbbından günümüze ilaç hazırlama yöntemlerine ait belgesel ve ilaç yapımındakullanılan bitkilerden örnekler ile başağrısı tedavisi için kullanılan dağlama yönteminin resmedildiğiminyatürü de görme imkanını buluyor.

1488 yılında hastane olarak kapılarını açan ve 1915’de kapanana kadar hastaları tedavi etmekiçin hizmet veren Sultan II. Bayezid Edirne Darüşşifası’nın yenileme çalışmaları uzun bir bilimselön hazırlık sürecinin ardından modern bir tasarımla gerçekleşti. Tıp tarihinin en önemlimerkezlerinden biri olan Edirne Darüşşifası, tarihine ve mimari dokusuna saygı duyularak veOsmanlı tıbbına dair bilgilerin gün ışığına çıkmasına öncülük ederek yenilendi. 26 odası bulunanEdirne Darüşşifası birebir o dönemin uygulamalarını yansıtabilmek amacıyla büyük bir titizlik veemekle kurgulandı.

Beş asırlık tıp tarihini gün ışığına çıkaran ve çağdaş müzecilik anlayışıyla Abdi İbrahim tarafındanyenilenen bu önemli eseri bir yılda 235 bin kişi ziyaret etti.

"Mimari özellikleriyle de batıya ilham verdi"
Mimari özellikleriyle de batıya ilham veren Edirne Darüşşifası, ilk kez hastane fonksiyonları esasalınarak merkezi sistemde altıgen planlanmış yeni bir hastane mimarisi. Bu merkezi sistemsayesinde hasta hizmetleri daha az sayıdaki personelle yapılabilmiş. Daha sonra bu sistem 19.yüzyılda Avrupa'da ve Amerika'da revaç kazanmış ve Gasthius, Stuiven, PhiladelphiaPresbyterian, John Hopkins gibi önemli hastanelerde de kullanılmış. Ayrıca Sultan II. BayezidEdirne Darüşşifası'nın mükemmel akustiği ve havalandırma feneri de hastane mimarisinde dikkatçeken uygulamalar arasında yer alıyor.

Sultan II. Bayezid Edirne Dârüşşifası hakkında
Sultan II. Bayezid Darüşşifası, II. Bayezid’in 1484’te Akkirman Seferleri’nden elde ettiği ganimetgelirleri ile yaptırdığı külliyenin bir ünitesidir. Darüşşifa, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’na kadaryaklaşık 400 yıl boyunca önceleri her türlü hastaya; sonraları sadece ruh ve akıl hastalarınahizmet verdi. 1866 yılında Edirne'de yeni bir hastane açılınca dârüşşifa binası akıl hastalarınatahsis edilmiş ve Edirne Bimarhanesi adını almıştır. Osmanlı-Rus savaşında Edirne’nin işgaliüzerine akıl hastaları İstanbul-Toptaşı Bimarhanesi’ne gönderildi (1878). Savaştan sonra onarılanEdirne Bimarhanesi, 23 Kasım 1893 tarihinde yeniden hasta kabul etmeye başladı. 1910 yılındafıskiyeli havuzun üstüne soba kurulmuş, hasta yatakları sobanın etrafına yerleştirilmişti. Çevresinezarar veren tehlikeli akıl hastaları kapalı odalarda tutuluyordu. Bir süre sonra Dr. MazharOsman’ın girişimiyle akıl hastaları Kıyık'taki Fransız Hastanesi'ne sevk edildi (1915). Böylece 427senelik bir hastane kapatılmış oldu.

II. Bayezid Dârüşşifası’nın birbirine bağlı iki avlu ve şifahane olmak üzere üç bölümü vardır. İlkavlunun (Bîrun) sağında sıra halinde yer alan altı odada (poliklinik); hekimler, kehhaller vecerrahlar, hastaların ilk muayenelerini yaparlardı. Bazı odalarda ise akıl hastaları tecrit edilirdi.Avlunun sol tarafında çamaşırhane, kiler ve mutfak vardı. Mutfakta hasta yemekleri pişirilir,çalışanlar yemeklerini imarette yerdi.

Şifahane bölümünde, yüksek bir kubbeyle örtülü havuzlu mermer döşeli bir salonun çevresinde,ocaklı 6 kış ve sekili 5 sofa (yaz odası) bulunmaktadır. Sofalardan biri müzikle tedaviye ayrılmıştı,dördünün de yazlık oda olarak kullanıldığı kabul edilir. Hastane mimarisi tarihinde merkezi sistemolarak tanımlanan bu planın ilk uygulandığı yerlerden biri olması bakımından EdirneDârüşşifası’nın dünya hastanecilik tarihinde önemli bir yeri vardır.

Şifahanenin büyük kubbesinin tepesindeki fener, hem iç mekânı aydınlatıp ferahlık vermek hemde havayı ve pis kokuları dışarı atmak amacıyla yapılmıştır. Bu bölümün akustiği de çok iyiayarlanmıştır.