İzlemek için tıklayınız

1912 - 1927

Efsane 1912 yılında, Abdi Nadir İbrahim Bey’in Küçük Mustafapaşa’daki eczanesinde başlar. 1916 yılında eczanesinin mütevazi laboratuvarında sıhhi malzemeler, eter, hintyağı ve benzeri galenik preparatların ardından müstahzarlar hazırlamaya başlar. Ecz. Agop Şahinyan’dan sonra galenik preparat hazırlayan ikinci eczacı olur. I. Dünya Savaşı sırasında Sarayburnu’nda kurulan, Ordu Sıhhiye Deposu’nun başına getirilir. Burada ilk kez prese idrofil pamuk hazırlar. Emme gücünü artırdığı prese idrofil pamukların cephelerde yaralıların pansumanında başarıyla kullanılması Abdi İbrahim Bey’e büyük bir itibar kazandırır.

Müstahzar piyasasına ‘Kuvvet Şurubu’ ile giriş yapar. Sinir ilacı ‘Bromovalerin Nadir’ ile o yılların rağbet gören Fransız müstahzarı, ‘Valerobromine Legrande’ ile rekabete girişir. ‘Müshil-i Nadir’ için ruhsat alır. 1919 yılında eczanesini satıp Avrupa’dan getirttiği son sistem makinelerle laboratuvar açar (Mahmutpaşa Tarakçılar, Büyük Yeni Han, No. 9).

Abdi İbrahim Müstahzarat-ı İspençiyariye Fabrikası adını verdiği laboratuvarında, müstahzarlar hazırlar ve komprime imal eder. ‘Nadir Diş Tozu’, ‘Hydrastis Hulasa-i Seyyalesi’ ve ‘Tentür de Jalap Kompozesi’ ile ürün yelpazesini genişletir.

1927 yılında ise laboratuvar Çemberlitaş’a (Peykhâne Sok. No. 6/4) taşınır. Aynı yıl ani bir rahatsızlığın ardından hayata veda eden Abdi Nadir İbrahim Bey, müstakil laboratuvar açan ilk eczacılardan olup, müstahzar laboratuvarlarının ve yerli ilaç sanayiinin öncülerindendir. 1927 yılında Abdi Nadir İbrahim Bey’in vefat etmesiyle birlikte eşi Fatma Mehveş Barut yönetimi devralır. Selanik’te devam ettiği Fransız okulunda öğrendiği mükemmel Fransızcası sayesinde Fransız Eczacı François Dorvault’nun, L’officine ou, Répertoire général de pharmacie pratique adlı kitabından, seçtiği formüllere göre galenik preparatlar üretmek amacıyla, kız kardeşi Bahriye Hanım ile laboratuvarda geç saatlere kadar çalışır. Müstahzar üretebilmek için Ecz. Ali Süreyya (Kalemcioğlu) ile anlaşır. Onun Abdi İbrahim Tıbbi Ecza Laboratuvarı mesul müdürlüğü döneminde; Diş Hekimi Mehmet Rıfat Atay’ın ruhsatıyla, “Mine Diş Macunu” ve “Rida Diş Suyu” piyasaya verilir. Dr. Nüzhet Şakir’in spesiyalitesi olan, Siyalgine’in üretimi için başvuru yapılır ve sinir ilacı, “Alginol” satışa sunulur.

Ecz. Ali Süreyya vefat edince, Fatma Mehveş Barut Ecz. İ. Hakkı Katran’ı mesul müdürlüğe getirir. Yeni mesul müdür kendi tertibi olan, “Hakkı Katran Öksürük Pastili” için ruhsat alır. Bu pastil Ecz. İ. Hakkı Katran’ın vefatına kadar, Abdi İbrahim Tıbbi Ecza Laboratuvarı’nda üretilip piyasaya sürülür.

1940 - 1975

Fatma Mehveş Barut laboratuvarı yaşatmak için oğlunu eczacı olmaya teşvik eder. İbrahim Hayri Barut İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Eczacı Okulu’ndan diplomasını alınca 1940 yılında yönetimi devralır.

Fatma Mehveş Barut’un laboratuvarı ayakta tutmak için gösterdiği çabalara tanık olarak büyüyen İbrahim Hayri Barut, öğrenim hayatı boyunca her fırsatta Çemberlitaş'taki laboratuvara gider, üretimin her aşamasında çalışırdı. Makinelere meraklıydı, bozulan makinelerin altına yatıp tamir edecek kadar beceri sahibiydi. Birçok geceler distile su kazanı başında eli yüzü kömür tozu içinde sabahlayıp okula giderdi. Bu şartlar altında üniversiteden mezun olur.

İbrahim Hayri Barut önce laboratuvarın adını, “Abdi İbrahim Barut Tıbbi Ecza Laboratuvarı” olarak değiştirir. Bu isimle tıbbi ecza imalatçılığıyla iştigal edeceğini ve laboratuvarın tek yetkilisi olduğunu bildiren ve imza örneğini içeren bir belgeyi, “Abdi İbrahim Barut” adıyla imzalayıp noterde onaylatarak ilgili firmalara gönderir, meslek hayatı boyunca da bu ismi kullanır.

Önce galenik preparatları tasfiye eder ve tıbbi müstahzar üretimine ağırlık verir. O sırada İkinci Dünya Savaşı devam etmekte olduğundan Avrupa'dan makine getirtmek mümkün olmaz. Makinelerle ilgili tecrübesini ve bilgisini teknisyenleriyle paylaşıp makinelerini yeniler.

İkinci Dünya Savaşı biter bitmez, Danimarka ve İngiltere'den son sistem iki tablet makinesi getirtir. Ayrıca laboratuvarı; ampul doldurma ve kapatma makineleri, İngiliz malı granüle makineleri, bütün kutu ve baskı işlerini yapan son sistem Super-Heidelberger otomatik matbaa makinesi ve ampullerin üzerine yazı yazan Mineldex baskı makinesi ile donatır. Teknolojideki yenilenme sayesinde ürün yelpazesini genişletir. Bu gelişmelerin ardından 1948 yılında; Çemberlitaş'taki 400 metrekarelik laboratuvarda müstahzarlardan başka 100 çeşit ampul imal etmeye başlar. Personel sayısı 30'a yükselmiştir ve ilmi bürosunda üç doktor ile iki eczacı çalışır.

Bu dönemde Amerika Birleşik Devletleri’nin, İkinci Dünya Savaşı'ndan etkilenen Avrupa ülkelerinin kalkınması için ayırdığı ödenek olan Marshall Yardımı’ndan Türkiye de yararlanır. 1948-1959 yılları arasında bir iki müstahzar laboratuvarı Marshall Yardımı'ndan kredi alarak binalarıyla teknolojilerini yenilerler. Artık ilaç sanayiinde laboratuvardan fabrikaya geçiş dönemi başlamıştır. Yabancı sermayeye karşı çıkan İbrahim Hayri Barut, 1953 yılında, Vefa'da satın aldığı arsaya kendi öz sermayesiyle yaptırdığı modern makinelerle techiz edilmiş yeni binada fabrika teknolojisiyle üretime başlar (Revani Çelebi Sok. No.5).

İbrahim Hayri Barut, yerli sermaye ve teşebbüslere tanınan bütün haklar, muafiyetler ve kolaylıklardan, aynı sahalarda çalışan yabancı sermaye ve teşebbüslerin de yararlanmasını mümkün kılan, Yabancı Sermayeyi Teşvik Kanunu'na (18.1.1954 tarihli ve 6224 sayılı) şiddetle muhalefet eder. Her şartta ve her ortamda, milli ilaç sanayiinin önemini dile getirmekten vazgeçmez.

Ecz. İbrahim Hayri Barut’un üstün bir performansla ürettiği müstahzarlar piyasada rağbet görür. Türkiye'nin ilk sulfamit müstahzarı olan Sulfamit'in pomat ve tablet formlarını ve ilk penisilin müstahzarı Thiocilline'i üretir. Türkiye'de matbaayı laboratuvara sokan, kendi neşriyatını yapan ilk laboratuvarcı olur. Ürettiği ilaçlarla tıp dünyasında derin yankılar uyandırır. Cesur ve yenilikçi yaklaşımlarıyla Abdi İbrahim'i, Türkiye'nin en büyük 3. ilaç firması konumuna getirmeyi başarır.

Girişimci bir kişiliği olan İbrahim Hayri Barut, eczacıların ve ilaç üreticilerinin sorunlarıyla ilgilenmeyi de ihmal etmez. Eczacılar Birliği İdare Heyeti'nde çalışmaya başlar. Türkiye Eczacılar Cemiyeti ile Türkiye Tıbbi Müstahzar Sanayii ve Laboratuvarları Cemiyeti ikinci reisi olur. İstanbul Eczacı Odası müteşebbis heyetinde yer alır. Bu kuruluşlarda, Türk eczacılığının sorunlarıyla ilgilenir, milli ilaç sanayiinin kalkınması yolunda çaba harcar. İbrahim Hayri Barut 1961 yılında hayata gözlerini yumar.

İbrahim Hayri Barut’un ani vefatı sonrası Abdi İbrahim İlaç Fabrikası'nın bütün sorumluluğu eşi Belma Barut'a kalır. Belma Barut yönetime talip olanlara sıcak bakmaz. “Çocuklar büyüyüp başa geçinceye kadar yönetimi üstlenecek güvenilir birisi olmalı” düşüncesiyle, 1961 yılında fabrikanın yönetimini görümcesi çocuk doktoru Emine Alpay'ın eşi jinekolog Dr. Mekin Alpay'a emanet eder, aynı zamanda yönetim kurulu üyeliğini sürdürür. Belma Barut, bu emanet sürecini başarıyla yöneterek, fabrikanın hiçbir zarara uğramadan geleceğe taşınmasını sağlar.

Abdi İbrahim İlaç Fabrikası, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Mekin Alpay yönetiminde piyasaya çıkarılan yeni preparatlarla gelişmesini sürdürür. 1962 yılından itibaren kendi müstahzarlarına; Amerika, İngiltere, Almanya, Fransa gibi ilaç sanayisi gelişmiş ülkelerin tanınmış fabrikalarının ilaçlarını ekler. Ecz. İbrahim Hayri Barut'un kızı Nesrin Barut Esirtgen'ın eşi Ahmet Kamil Esirtgen de bu çalışmalarda kendisine yardımcı olur.

Kuruluşundan itibaren aile şirketi niteliği taşıyan Abdi İbrahim, 1975 yılında ekonomik gücünü artırmak amacıyla Abdi İbrahim İlaç Sanayii ve Ticaret A.Ş. adıyla yeniden yapılanır.

1981 - 1996

Ailenin 3. Kuşak eczacısı Nezih Barut İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nden diplomasını aldıktan sonra fabrikada Üretim Müdürü olarak çalışmaya başlar. 1981 yılında ise Nezih Barut Dr. Mekin Alpay'dan yönetimi devralır. Nezih Barut kâr etmekten çok büyümeye odaklanarak fırsatları değerlendirir, cesur adımlar atar ve 30'a yakın uluslararası firmanın Türkiye temsilciliğini alır. Böylece ürün sayısını 150'ye çıkarır. Çalışan sayısının artması üzerine, genel müdürlük ve idari birimler, 1991 yılında Zincirlikuyu'da yaptırılan binaya taşınır.

Nezih Barut'un üretim ve kalite kontrol bölümleri için büyük hayalleri vardı. İlaç sanayinin globalleşmeye evrildiğini fark eden Nezih Barut, global ilaç sanayiine uygun bir yapılanma için Esenyurt'u tercih eder ve zirve yürüyüşü başlar.

1994 yılında Esenyurt’taki üretim tesisinin temelleri atılır. 1996 yılında ise Esenyurt'ta cGMP (current Good Manufacturing Practices) standartlarına sahip üretim tesisi faaliyete geçer. 2002 yılında sektör liderliği elde edilir.

2002 - 2008

2007 yılı Abdi İbrahim için tarihi bir sene olur, "Dünyanın En Büyük 100 İlaç Şirketi" arasına giren ilk Türk şirketi olma unvanını kazanır. Abdi İbrahim aynı yıl eğitim alanındaki sosyal sorumluluk projelerinden ilki olan Abdi İbrahim İlköğretim Okulu’nu öğretime açar.

2008 yılında Abdi İbrahim’in Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından akredite edilen ilk ilaç Ar-Ge Merkezi açılır.

2010 - 2013

2010 yılında Abdi İbrahim Teknolojistik Merkezi, İstanbul Esenyurt'ta bulunan komplekste faaliyete geçer. Aynı yıl Portekiz'de Abdi Farma şirketi kurulur.

Abdi İbrahim 2011 yılında ilk Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi İlerleme Raporunu yayımlar.

2012 yılı Abdi İbrahim için gelişmelerle dolu bir yıl olur. 2012 yılında Abdi İbrahim 100. Yaşını kutlar ve bu özel yılı sosyal sorumluluk projeleriyle taçlandırır. Halk sağlığı ve ülke ekonomisi açısından önem taşıyan bilinçsiz ilaç kullanımı konusunda toplumsal farkındalık düzeyini artırmak amacıyla Akılcı İlaç Projesi’ni başlatır. Van Gogh Alive Dijital Sanat Sergisi ile usta sanatçı Van Gogh'un en ünlü eserlerini bugüne kadar hiç deneyimlenmemiş yepyeni bir formatta sunarak ziyaretçilerini ağırlar. Van Gogh Alive; sanat, bilim ve teknolojiyi yenilikçi bir şekilde harmanlayarak Abdi İbrahim'in 100 yıllık bakış açısını yansıtır. Bunun yanında Kazakistan'ın en büyük şirketlerinden Global Pharm'ın %60 hissesi satın alınarak Abdi İbrahim Global Pharm (AİGP) kurulur. Japonya’nın ilaç sektörü devlerinden Otsuka Pharmaceutical ile Türkiye'de, Abdi İbrahim Otsuka (AİO) isimli ortak bir şirket kurulur.

2013 yılında Belma Barut İlköğretim Okulu açılır.

2014 - 2020

2014 yılında Cezayir’in önde gelen ilaç şirketlerinden biri olan Remede Pharma’nın %50 hissesi satın alınarak Cezayir’de Abdi İbrahim Remede Pharma (AİRP) kurulur ve ülkedeki ilaç sektörünün en modern fabrika yatırımına başlanır.

2015 yılında Abdi İbrahim biyoteknoloji alanına da giriş yapmak üzere Türkiye'nin en büyük biyoteknolojik ilaç üretim tesisi AbdiBio'nun temelleri atar. Aynı yıl Kazakistan'daki üretim tesisi Abdi İbrahim Global Pharm faaliyete geçer. Trakya Üniversitesi Sultan II. Bayezid Külliyesi Sağlık Müzesi Darüşşifa Bölümü İyileştirme Projesi gerçekleştirilir.

2017 yılında Steril Oftalmoloji & Steril İnhalasyon Üretim Tesisi ve Hormon Üretim Tesisi'nin inşaatına başlanır. Cezayir'deki üretim tesisi Abdi İbrahim Remede Pharma ise üretime başlar.

Türkiye'nin en büyük biyoteknolojik ilaç üretim tesisi AbdiBio 2018 yılında dev bir törenle hizmete girer. Aynı yıl Steril Enjektabl ve Onkoloji Üretim Tesislerinin temeli atılır ve Hormon Üretim Tesisi faaliyete geçer.

Abdi İbrahim çevreye olan duyarlılığı ve sürdürülebilirliğe verdiği önem kapsamında 2020 itibarıyla Esenyurt Üretim Kompleksi'ndeki tüm tesislerinde %100 yenilenebilir enerji kullanmaya başlar. Abdi İbrahim 2020 yılında tarihi bir hamleyle ortaklıklarına bir yenisini daha ekler. İlaç sektörünün öncü ülkesi İsviçre’de kurulu 83 yıllık OM Pharma ilaç şirketini İsviçreli bir ortak girişim grubu ile birlikte satın alır. Abdi İbrahim, İsviçreli biyoteknoloji şirketi OM Pharma’nın hisselerinin yüzde 28,5’ini alarak Avrupalı bir ilaç şirketinin yönetiminde söz sahibi olan ilk Türk ilaç şirketi olur.