YÖNETİM KURULU
BAŞKANI
MESAJI

Değerli Paydaşlarımız,

1912 yılında Eczacı Abdi Nadir İbrahim Bey’in İstanbul’un Küçükmustafapaşa semtinde kurduğu küçük bir eczanede başlayan iyileştirme hikayemiz, tam 109 yıldır insanlığa hizmet için cesaret, tutku ve sorumlulukla devam ediyor.

Yüzde 100 yerli sermayeli bir şirket olan Abdi İbrahim olarak kendi geleceğimizi ülkemizin geleceğiyle bir tutuyor ve attığımız her büyüme adımının kendi markamız kadar ülke markamıza da değer kattığına inanarak hareket ediyoruz. Nitekim Abdi İbrahim olarak, 2020 yılında ülkemize bir ilki daha armağan etmenin gururunu yaşadık. İsviçre’nin önde gelen biyoteknolojik ilaç şirketlerinden biri olan OM Pharma’yı, İsviçreli bir ortak girişim grubu ile satın alarak, Batılı bir ilaç şirketine stratejik ortak olan ilk Türk şirketi unvanını elde ettik. Bu ortaklıkla, bir yandan ilaçta global oyuncu olma hedefimiz yolunda önemli bir adım atarken, bir yandan da özellikle içinden geçtiğimiz pandemi döneminde sektörümüzü yurt dışında güçlü bir şekilde temsil edecek olmaktan onur duyduk.

Abdi İbrahim’in bu cesur girişimleri elbette sektördeki güçlü liderliğinin ve bugüne kadar elde ettiği sürdürülebilir başarının eseridir. Aralıksız sürdürdüğümüz yatırımlarımız sayesinde, sahip olduğumuz ileri teknolojik donanımlı üretim tesislerimiz ve güçlü insan kaynağımızla, bugün 30’a yakın lisansörle çalışmanın yanı sıra kendi ürünlerimizi de geliştirmeye devam ediyoruz. Halen 200’ü aşkın markamız ve 450’den fazla ürünümüzle sektörümüzde en geniş portföye sahip şirket konumundayız. 2002 yılından bu yana kutu satışı ve ciro bazında yurt içinde sektör liderliğimizi sürdürürken, 4 bin 600 çalışanımızla Avrupa Birliği ülkelerinden Kanada’ya, Kuzey Afrika’dan Asya’ya 60’tan fazla ülkede dokunduğumuz hayatları iyileştirme sorumluluğunu üstleniyoruz.

Biz kuruluşumuzdan bu yana büyüme odaklı, kriz dönemlerinden bile büyüme fırsatları yaratarak çıkan, sektörümüze pek çok konuda liderlik etmiş bir şirketiz. Temellerinde harcımızın olduğu Türk ilaç sektörünün potansiyeline, ülkemizin gücüne ve geleceğine inanıyor ve en zor zamanlarda dahi yatırımlarımızı aralıksız sürdürüyoruz. Uzun vadeli stratejik planlar yapabilme, tehditler karşısında hızlı aksiyon alabilme ve fırsatları değerlendirme yeteneğimiz sayesinde hedeflerimize her dönemde emin adımlarla ilerliyoruz.

Cesaret, tutku ve sorumluluk, bir asrı aşkın zamandır bizi şekillendiren, yönlendiren üç vazgeçilmez değerimiz.

Şirket olarak 2025 yılı stratejik hedeflerimizi de bizi biz yapan bu değerlerimiz kapsamında belirledik. Önümüzdeki dönemde bir yandan Türkiye’deki liderliğimizi pekiştirecek büyümeyi sağlarken, bir yandan da uluslararası pazarlardaki etkinliğimizi artıracağız. Tüketici sağlığı, üretim hizmetleri ve biyoteknoloji en önemli üç büyüme alanımız olacak.

Yatırım, istihdam, Ar-Ge, iş birlikleri ve iş ortaklıklarının yanı sıra sürdürülebilirlik de gündemimizin ayrılmaz bir parçası. Daha sağlıklı bir toplum ve daha yaşanılabilir bir dünyaya katkı için kendimizi sorumlu hissediyoruz. Bu anlayışla sürdürülebilirlik stratejimizi iş stratejimizden ayrı düşünmeden, ikisini birbirini tamamlayan ve besleyen bir bütünün parçaları olarak görüyoruz. “Hayatı iyileştirmek” temel prensibimiz çerçevesinde, çalışmalarımızın sadece finansal sonuçlarına değil, toplumsal ve çevresel etkilerine de aynı derecede önem veriyoruz. Gelecek döneme dair tüm faaliyetlerimizi ve hedeflerimizi de bu bakış açısı ile planlıyoruz.

Elde ettiğimiz her başarı ve ulaştığımız her hedef; şirketimiz, sektörümüz ve ülkemiz için çalışma motivasyonumuzu ve başarma azmimizi daha da artırıyor. Ülkemizde başarımızı sürdürülebilir kılmak ve dünyada güçlü bir uluslararası marka olmak için her gün bir önceki günden daha fazla değer yaratmaya odaklanıyor, var gücümüzle çalışıyoruz.

Önümüzdeki dönemde de yurt içinde ve yurt dışında daha güçlü bir Abdi İbrahim olma hedefimiz doğrultusunda cesaret, tutku ve sorumlulukla dokunduğumuz hayatları iyileştirmeye devam edeceğiz.

Saygılarımla,

Nezih Barut
Yönetim Kurulu Başkanı