Mayıs 15, 2017

Abdi İbrahim medikal direktörülüğü bildiriyor; pulmoner hipertansiyon birçok organı etkİleyebiliyor

Abdi İbrahim Medikal Direktörlüğü; tüm dünyada Pulmoner Hipertansiyon ile ilgilifarkındalığı artırmak amacıyla düzenlenen 5 Mayıs Dünya Pulmoner HipertansiyonGünü’nde bu hastalıkla ilgili bazı hatırlatmalarda bulunuyor: Hastalığın temelinde kalptenakciğere temizlenmek üzere gönderilen kanın yer aldığı damardaki bozulmalar nedeniyleoluşan basınç yüksekliği yer alıyor.

Abdi İbrahim Medikal Direktörlüğü tarafından yapılan açıklamada şu bilgiler yer alıyor:

Pulmoner Hipertansiyonla ilgili ülkeden ülkeye, hatta bölgeden bölgeye hastalık görülme oranlarıile ilgili veriler çok değişkenlik gösterse de milyonda 15-25 arası bir yeni hasta görülme oranına ve%15 gibi bir mortalite hızına sahip olduğu biliniyor. Ancak hastalığın bulgularının nefes darlığı,çarpıntı, çabuk yorulma gibi spesifik olmayan şikayetler olması nedeniyle hastalar, değişik tanı vetedaviler alabilmekte ve nihai Pulmoner Hipertansiyon tanısı konduğunda hastalık daha ilerievrede olabilmektedir.

Pulmoner Hipertansiyon hastalığının temelinde bulunan, kalpten akciğere temizlenmek üzeregönderilen kanın yer aldığı damarda olan bozulmalar nedeniyle burada oluşan basınç yüksekliğineişaret eden Abdi İbrahim Medikal Direktörlüğü; bu durumun süreklilik arz etmesi durumundahem akciğer hem kalp sisteminin etkilendiğini, tedavinin daha zor bir hal aldığını ve bazıhastalarda akciğer ve kalp nakline dek gidebildiğini belirtiyor. Açıklamada, damar yapısındaoluşan bozulmanın sebebi tam olarak bilinmezken bir kısımda doğumsal kalp hastalıkları, birkısımda romatizmal bazı hastalıklar, bazılarında ise paraziter hastalıkların sonucu olarakoluştuğuna dikkat çekiliyor.

Pulmoner Hipertansiyon hastalığının etkilediği organlar baz alınarak belli alanlarda spesifikleşmesöz konusu oluyor. Kardiyoloji, Pediyatrik Kardiyoloji, Göğüs Hastalıkları, Romatoloji, GöğüsCerrahisi ve Kalp Damar Cerrahisi gibi alanlar Pulmoner Hipertansiyon hastalığı konularındaçalışmalarını sürdürüyor.

Hastalıkla ilgili yüz güldürücü nokta ise son 10-15 yıllık periyotta gelişen spesifik ilaçlarınkullanıma girmesidir. Önceleri daha spesifik tedavilerle mevcut semptomların giderilmesiamaçlanırken, son dönem geliştirilen moleküller sayesinde hastaneye yatış durumu, hastalığınilerlemesi, tedavide değişiklik gerekmesi ve ölüm oranlarındaki düşüşler gibi kayda değeriyileşmeler gözlemleniyor.

Pulmoner Hipertansiyon hastalığının teşhisi için damarlarda basınç ölçümlerini ortaya koyantestler yapılmaktadır. Herhangi bir bulaşıcı yanı olmayan, belli ölçüde kalıtsal yönleri olan bu hastalık grubuna sahip hastaların bilinen “hipertansiyon” hastası olmadığı ve çoğu zaman dahaciddi bir tabloyla karşı karşıya bulunulduğu bilinmelidir. İleri evrelerinde yaşamı kısıtlayan vekişinin kendi işlerini görmesini bile engelleyen bu hastalıkta gerek hastaların gerekse hastaçevresinin bilinçlenmesi ve belki de eğitilmesi kompleks bir durum olan bu hastalıkla başaçıkmada çok önem taşıyor.